Nukteler2

17/5/2008 Kategori : Nukteler

Yorum (yok)


 
BİR ELMA RİCA EDEYİM

İnkârcı bir öğretmen, cebine şeker doldurduktan sonra, küçük öğrencilerine şöyle demiş:
- Eğer Allah varsa, isteyin bakalım size şeker verecek mi?
Ama ben, var olduğum için, isterseniz size şeker verebilirim. Hem de derhal.
Sınıfın en zeki çocuğu, öğretmenin niyetini anlayıp, şunları söylemiş kendisine:
- Bana şeker dokunuyor öğretmenim.
Onun yerine bir elma rica edeyim.

 

GÖRMEDİĞİNE İNANMAYANA CEVAP

Matematik hocası, "görülen" şekilleri tahtaya çizerken bir yandan da "aranızda görmediğine inananlar da var herhalde" demiş, bir öğrenci;
- Tabiî, diye cevap vermişti. Bunun üzerine hoca:
- Bak evlâdım, insan şöyle orta yere koyamadığı, eliyle gösteremediği şeylerin varlığından bahsetmemeli, diye devam edince, hak ettiği cevabı alıvermişti:
- Hocam, siz çocuğunuzu severken şefkatinizi elinizle gösterebiliyor, bir fakire sadaka verirken acıma hissinizi masanın üzerine koyabiliyor musunuz?

 

Arıya Hürmet Gösterilir mi ?

Arının yaptığı işi yüzlerce fen adamı yapamadığı halde, odamızdan içeriye bir arının girmesi halinde ona ne hürmet gösteriyor ve ne de ayağa kalkıyoruz.

Bal yapmak arıyı hayvanlıktan kurtaramadığı gibi, maneviyatı unutarak sadece dünyevi bir meslekte terakki etmek de bir kimsenin insaniyetini tekamül ettirmemektedir.

Madde ile mânâyı, akıl ile kalbi beraber götüren muhterem zatlar bahsimizden hariçtir.

 

Şükür Vazifemizi Yerine Getirebiliyor muyuz ?

Yaptığımız ibadetlerle Cenâb-ı Hakk'ın bize lütfettiği varlık, insaniyet, İslâmiyet gibi küllî nimetlerden ve akıl, hâfıza, göz, kulak gibi cihazattan kat-ı nazar, sâdece elle yemek yemenin dahi şükrünü yerine getiremeyiz. Şöyle ki:

Farz-ı muhal olarak, insanlar bu dünyaya gelmeden önce kendilerine: "Eğer rızkınızı ağzınızla yerden toplarsanız, hiç ibadet etmeyeceksiniz. Yok eğer rızkınızı elinizle yerseniz; her gün beş vakit namaz kılacaksınız" şeklinde bir teklifte bulunulsaydı, hiç tereddütsüz bütün insanlar ibadet etmeyi kabul edeceklerdi.

Bu hale göre bizler, yaptığımız ibadetlerle nazârımıza çarpmayacak kadar ehemmiyetsiz gördüğümüz bir nimetin dahi şükrünü edâ edemiyoruz. Nerede kaldı bunlarla ebedî Cenneti bihakkı kazanabilmek!..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

Nukte1

17/5/2008 Kategori : Nukteler

Yorum (yok)

SERÇENİN KADERİ

Günlerden birgün havalar son derece soğukmuş. Minik bir serçe kendi kendine "Burada kalmalıyım, güneye göç etmemeliyim" demis.
Ama serçe bu soğuk havalara fazla dayanamamış ve birgün gökyüzünde uçarken, kanatları donmuş ve yere düşmüş. O sırada oralarda otlamakta olan bir inek serçenin yanından geçerken üzerine pislemiş. Serçe tam öleceğini düsünürken, taze gübrenin etkisiyle ısınmış ve donarak ölmekten kurtulmuş.
Serçe bu işe çok sevinmiş ki şarkı söylemeye başlamış. Ama oralarda gezinen bir kedi, serçenin sesini duyunca yavaşça gelmiş, gübreyi eşelemiş ve serçeyi bulup, midesine indirmiş.
Bu öykünün Anafikri ;
1. Tepene pisleyen herkes düşmanın olmak zorunda değil.
2. Seni pisliğin içerisinden çıkaran herkes de dostun değil.
3. Eğer pisliğin içinde rahat ve mutluysan, sesini sakın çıkarma.

 

 

İNSAN VE YÜKÜ

Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesinede insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme hakkı bize bırakılmış olsa hangisini seçecektik?
Elbetteki insanlığı...
O halde deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz.
Aynı şekilde terazinin bir kefesine hayvan olmakla yemeğimizi eğilerek yerden toplamak, diğer kefesinede insan olmakla secdeye varmak konulsa, tabi ki yine insanlığı seçecektik... Madem ki insanız o halde niçin secdeye varmıyoruz. 

 

HAYAT SERÜVENİ

Mahlukata ömür dağıtımı yapılıyormuş. Önce eşeğe sorarak başlamışlar.

- Sana 60 yıl ömür veriyoruz, ömür boyunca itaat edeceksin, dayak yiyeceksin, sürekli çalışacaksın.

Eşek:
- 60 yıl ömür bana çok fazla, bunun 35 yılını kesin, 25 yıl bana yeter. demiş. Kabul edilmis...

Sonra sıra köpeğe gelmiş. Köpeğe demişler:
- Sana 30 yıl ömür veriyoruz. her an sadık olacaksın, ne verirlerse yiyeceksin, evleri bekleyeceksin.

Köpek:
- 30 yıl ömür bana çok fazla. Bana 15 yıl yeter. 15 yılını kesin demiş, kabul edilmiş...

Sıra maymuna gelmiş. Maymuna demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Ömrün boyunca şaklabanlık yapacaksın, daldan dala atlayacaksın insanları eğlendireceksin... 

Maymun:
- 20 yıl ömür bana çok fazla 10 yılını kesin bana 10 yıl yeter. demiş. O da kabul edilmis... 

Sıra insana gelmiş. İnsana demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Her şeyin sahibi sensin herkes sana itaat edecek..! 

İnsan:
- "20 yıl ömür bana çok az, şu 20 yıla eşeğin almadığı 35 yılı, köpeğin almadığı 15 yılı ve maymunun almadığı 10 yılı ekleyelim" demiş. Kabul edilmiş.

İşte bu yüzdendir ki insanlar 20 yıl insan gibi yaşadıktan sonra; 35 yıl Eşekler gibi çalışıp emekli olur, 15 yıl köpek gibi evi bekler. Son 10 yılını da maymun gibi şaklabanlık yapar torunlarını eğlendirir...

 

NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ?

Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş?
Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
- Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz